Eğitim’ Kategorisi

Oyuncaklar onların Kahramanları!

Çocuklar hayallerinin peşinden koşarken yanlarında aile üyesi gibi yaşattıkları kahramanları vardır. İster peluş ister örme olsun onlar için değerleri büyüktür. Konumuz oyuncaklar ve çocukların oyuncakları nasıl gördükleri..

Herkesin hayatta yaşadığı bir bağımlılık aslında bu. Oyuncaklar ile çocuklar arasında kurulan bu güçlü bağı kelimelere dökmek mümkün olamaz. Ama eminim ki sizinde kahramanlarınız vardır?

Oyuncak tarihsel olarak Milattan önce 5. yüzyıllarına dayanan köklü bir nesnedir. Mısırlıların tahtadan yaptıkları minik atlar ile oynadıkları arkeolojik kazılar sonucunda ortaya konulmuştur. Bunun dışında günümüze kadar gelen en basit oyuncaklardan misket ve topaç Milattan önce 2. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Türkler ise Osmanlı Dönemlerinde oyuncak imalatına başlamış ve topraktan düdük, tef, misket gibi basit ama eğlenceli oyuncaklar sunmuştur. (daha fazla…)

Anneler-babalar ve çocuklar, “dostlar alışverişte görsün” hayat tarzıyla, hakiki bütçelerini aşan “şeyler” satın almakla meşguller. Hem de kendilerinden ve birbirlerinden uzaklaşma pahasına.

  • Birçok ailede, ailenin her üyesinin ayrı birer cep telefonu, bireysel hattı, televizyonu, bilgisayarı var. Çekirdek aile, atomlarına ayrılmış durumda. Eskiden ailecek birlikte olunan oturma odalı evler, otel gibi kullanılan çok odalı evlere dönüştü.
  • Kitap okumak, kitaba dokunmak, kitabı koklamak, mektuplaşmak, jestiyle-mimiğiyle yüz yüze duyguları paylaşmak gibi hakiki deneyimlerin yerini; teknolojik ürünlerle e-kitap okumak , e-mailleşmek, chat-leşmek, mesajlaşmak sanallığı aldı.
  • Birkaç sahici arkadaş yerine, yüzlerce sanal arkadaşı var çocukların artık.
  • Teknolojinin sunduğu sanal dünya, insanlara başka bir kimlik yaratma imkanı veriyor. Beğenmediğiniz tüm özelliklerinizi sanal dünyada değiştirebiliyorsunuz. Hatta sanal hayatınızdaki kimliğinizden sıkılırsanız, yeni bir kimlik oluşturup her şeye yeniden başlayabiliyorsunuz. Teknoloji sayesinde istediğiniz kişi olmak çok daha kolay! Belki de bu nedenle, çoğu kişinin sanal ortamdaki özenle dizayn edilmiş “profili” ile doğal görünümleri birbirine benzemiyor.
  • İnternet; hayal dünyasının, gerçekler dünyasını gölgede bırakmasına neden oluyor. Olmadığınız kişi olmanızı kolaylaştırıyor ve bu “alternatif kimlik” daha çekici, ama sahte oluyor. Kendi sanal gerçekliğinizi oluşturabiliyorsunuz, “sahte gerçeklik”. Birçok insan için sanal kimliği, gerçek kimliği kadar önemli hale geliyor.
  • Çocukların ve gençlerin yaşamlarının önemli bir bölümü sanal dünyada geçmeye başladı. Teknolojik ürünlerle aşırı mesai nedeniyle çocuğun; ailesiyle, arkadaşlarıyla hatta kendisiyle arasındaki  mesafe açılıyor.
  • Çocuğun, kendi potansiyellerini keşfetmesi ve hayallerini gerçekleştirmesi ketleniyor.
  • Teknolojiyle uyuşturulmuş olan, hiçbir şey amaçlamayan ve hiçbir şey yapmayan çocuklara yeni sıfatlar yakıştırılıyor: “dijital büyüyen çocuklar, net nesli, milenyum edisyonu, bezmiş sinekler” benzetmeleri yapanların yanısıra “tarihteki en pahalı pazarlama hatası” diyenlere kadar.
  • Teknolojinin aşırı kullanımı, çocuktaki bağımlılık eğilimini arttırıyor, bağımsızlaşmayı ketliyor ve Gary Zukav’ın söylediği gibi “hiçbir bağımlılık, nesnesi tarafından asla tatmin edilemiyor”. Bildiğimiz bağımlılık kavramlarının arasına “internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı, TV bağımlılığı” gibi yeni kavramlar giriyor.
  • Akvaryumda balık beslemek keyifli ve gerçek bir sorumluluktu, şimdi ise dijital hayvanlar besleniyor.
  • Okul ödevlerini internetten hazır indirmenin ne gibi bedelleri olduğunu, daha şimdiden görmeye başladık. Sindirerek öğrenme yerine, hap şeklinde bulma ve yutma çok daha rağbet görüyor artık.
  • Teknolojik oyunlar; dikkat, algı, muhakeme, göz-el koordinasyonu gibi bazı zihinsel işlevlerin gelişiminde yararlı bulunmasına karşın, çocuğun gerçek anlamdaki oyun faaliyetini olumsuz etkiler.
  • Oysa ki; doğal oyun faaliyetlerinin çocuğun psikososyal gelişimindeki işlevi büyüktür,
  • Doğal oyunların çocuklarda ruhsal iyileştirici faydaları vardır ve bu nedenle çocuk psikoterapisinde tedavi edici bir yöntem olarak çocuğun serbest çağrışımlarıyla oyun oynaması sık kullanılır.
  • Teknolojiyle kurallandırılmamış ve özgürce oynanabilen oyunlar; çocuğun yaratıcılık ortamlarıdır ve gerçek dünyayla hayal dünyası arasındaki köprü kurmasını sağlarlar.
  • Düşününce yüzümüzde tebessüm oluşturabilen sadeliklerle aramıza teknoloji giriyor. Çocukluğun özel anları yok oluyor: “uçurtma, topaç, ip, makara, gazoz kapağı, misket, kum, kova, kale, su, toprak, çimen, ağaç, arsa, top, istop, yakartop, uzun eşek, birdirbir, körebe, sek sek, tebeşir, ip atlama, beş taş, saklambaç, evcilik, “ortada sıçan”, “kutu kutu pense”, “yağ satarım bal satarım”, “üç korner bir penaltı” …
  • Teknolojik oyunların çoğu; çocuğun ana dilini düzgün öğrenmeyi olumsuz etkileyebiliyor.
  • Bazı bilgisayar oyunları veya TV programları; çocuklarda uyku bozukluklarına yol açabiliyor, çocuktaki saldırgan dürtüleri harekete geçirebiliyor, şiddet davranışını artabiliyor, çocuğu saldırganlığa karşı duyarsızlaştırabiliyor.
  • İlişkilerde rekabetçiliğin ve “ne pahasına olursa olsun kazanmanın” ön plana çıkmasına neden olabiliyor.
  • Teknolojik imkanlar; çocuğu sabırsızlaştırabiliyor, sınırsızlaştırabiliyor,
  • Çocukta bireyselliğin aşırılığına ve kollektif oyunlardan-işbirliğinden uzaklaşmasına neden olabiliyor.
  • Teknolojiyi kullanırken; çocuk, sadece kendi anlık ihtiyaçlarına odaklanabiliyor. Bu da çocuğun orta ve uzun vadede yaşamdan soyutlanmasına, yalnızlaşmasına, asosyalleşmesine neden oluyor.
  • Teknolojiyle kolayca ulaşılabilen pornografik yayınlar; bazı çocuklarda aşırı uyarılmaya, suçluluk duygularına, cinsellikle ilgili sağlıksız imajların oluşmasına neden olabiliyor.
  • Teknoloji aracılığıyla çocuklar, cinsel istismara açık hale gelebiliyorlar.
  • Teknoloji; çocukları, doğaldan ve doğadan uzaklaştırıyor.
  • Çocuğun duygusal kapasitesini sığlaştırıyor.
  • Çocuğun iç dünyasının ve hayal gücünün fakirleşmesine neden oluyor. Manevi gelişim bodur kalıyor. Hiç büyümeyen çocuklara dönüşebiliyorlar.
  • Teknolojik ürünler ve medya; çocukları, ergenleri ve yetişkinleri yani herkesi baştan çıkarıp, hakiki değerlerinden uzaklaştırıyor. Özünde birbirinden farklı olan insanlar zamanla, birbirlerine benzemeye başlıyorlar.
  • San Diego Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Jean Twenge: “enflasyon göz önünde bulundurulduğu halde, 2000’lerin çocukları, anne ve babalarının aynı yaşlardayken harcadıklarından % 500 daha fazla para harcıyorlar” diyor. “Havalı olmak için gereken malzemeler her yıl daha pahalıya mal oluyor. Çocuklar büyüdükçe, talepleri de pahalı teknolojik ürünleri içerecek şekilde artıyor. Narsisizmin başlıca özelliklerinden biri olan, her şeyin en iyisini hak ettiğine inanmanın kaynaklarından biri budur.”
  • Orta ve üst sosyoekonomik sınıfta; maliyeti yüksek, maneviyatı düşük doğum günü partileri ve müsrifçe hediyeler neredeyse standardize olmuş durumda.

Narsisistik Çocuklar mı Yaratıyoruz ?

  • Evet. Anneler ve babalar otorite figürü olmaktansa işin kolayına kaçıyorlar. Maalesef, çocuklarının “arkadaşı” olmayı yeğliyorlar ve bunu da iyi bir şey sanıyorlar. Lütfen çocuğunuzun arkadaşı değil, ebeveyni olun. Çocuğunuza şefkatle yaklaşın ama onunla yüzgöz olmayın. Çünkü çocuğunuzun sınırlara ihtiyacı var. Aksi halde sınırsız, doyumsuz ve her şeyi kendine hak gören insanlara dönüşüyorlar. Ebeveynin çocuğuna müsamahakar tutumu; çocuğun, ebeveynini maddi-manevi suistimal etmesiyle sonuçlanıyor.
  • Çocuklara sunulan ölçüsüz imkanlar, onlara, hiçbir sorumluluk üstlenmeden, çaba sarf etmeden, her şeyin en iyisine layık olduklarına inandıkları bir yaşam görüşü öğretiyor. İleri yaşlarda, yaşamın hakiki zorluklarıyla karşılaştıklarında da büyük hayal kırıklıkları ve yetersizlik duyguları yaşıyorlar.
  • Çocuğunuzun her talebine “evet ya da hayır” ile karşılık vermek yerine, ona sınırlı seçim hakkı tanıyın. Sorumluluk almayı ve uzlaşmayı öğretin. Ailenizin ortak konularında çocuğunuzu kararlara dahil edin ama son kararı çocuğuna bırakan ebeveynlerden de olmayın. Ebeveyn sorumluluğunuzu ve insiyatifinizi gösterin. Ailenizde sınırlar, roller ve otorite karışmasın. Kimin anne, kimin baba, kimin çocuk olduğu bulanıklaşmasın.
  • Çocuk, seçim yapmaktan keyif alıyor ama bedelini ödemesi gerekmiyorsa, istediği her şeye hak iddia eden bir tutum geliştirebilir.
  • Çocuğunuza, “ne pahasına olursa olsun elde etmeye çalışan” tutumlar öğretmeyin.
  • Tam olarak ne istediğini bilmeyen ama “ısrarla bir şeyler isteyen” çocukların maymun iştahları ölçüsüzce beslendiğinde, yaşamlarının ilerleyen yıllarında, ne istediğini bilmeyen tatminsiz yetişkinlere dönüşüyorlar ve o yetişkinler, neler satın alsalar da içlerinde giderilemeyen bir boşluk hissiyle, yani manevi açlıkla yaşamlarını sürdürüyorlar.
  • Savurganlığına ve sınırsızlığına göz yumulan çocuklar, ileri yaşlarda alkol-madde bağımlılığına ve suç eğilimine neden olabiliyor.
  • Anne ve babalar, kral ve kraliçe olmadıklarını bir an önce öğrenmeliler. Sonrasında da; çocuklarına prens veya prenses muamelesi yapmamayı. Tabi ki çocukların birer kurbağa olmadıklarını da unutmamak kaydıyla.
  • Çocuklarımıza, dünyanın etraflarında dönmediğini anlamalarına yardımcı olabiliriz. Tabii bunu önce biz bilirsek !
  • İnternette dolaşmak, web sitesinde buluşmak, materyalizm,
  • Çocukların, yeteneklerini tribünlere göstermesi için televizyona çıkarılma veya internete düşürülme yaşı bakalım daha ne kadar inecek ?
  • Birçok çocuğun en iyi model cep telefonu var artık. Günümüz dünyasındaki mevcut yoksulluklara rağmen, pervasızca devam eden bu müsrifliği çok sorumsuzca buluyorum. Tabii ki bu öncelikle, ebeveynlerin sorumsuzluğu. Sorumsuzluklar, nesilden nesile aktarılıyor.
  • Ebeveyn sorumluluğu ya da evlat sorumluluğu kavramlarının altını oyan cilalı bir kimliğimiz var artık, adı da: tüketicilik. Yeni çağda; anne, baba, çocuk, anneanne, dede hepimiz, her konuda potansiyel müşterileriz maalesef.
  • Çağımızda, materyalizm ile teknoloji kolkola koşuyor ve tüm insanları peşinden sürüklüyor.
  • Toplumsal değişimler öncelikle gençleri vuruyor, çünkü gençler değişimden daha çabuk etkileniyor.

Çocukların teknolojiyle fakirleşmemesi için neler yapabilir?

  • Teknolojik ürünler; çocuğun temel uğraşısı olmaktan çıkarılıp, hayatındaki farklı alanlardan sadece biri haline getirilebilir.
  • Hayata teknoloji dışı etkinlikler katılabilir (örneğin: doğayla daha fazla haşir neşir olmak, yürüyüş yapmak, koşmak, balık tutmak, seyahat etmek, şarkı söylemek. herhangi bir müzik enstrümanını öğrenmeye çalışmak, kitap okumak, yazı yazmak, resim yapmak, fotoğraf çekmek, sinemaya-tiyatroya-konserlere gitmek, gönüllü projelere yönelmek, yemekleri ailecek birlikte yemek, sohbet etmek… gibi).
  • Çocuğa ait doğal yeteneklerin keşfi ve gelişimini teşvik edilebilir.
  • Maneviyatlarını beslemeleri ve kendilerini gerçekleştirmeyi hedeflemeleri öğretilebilir.
  • Tasarruf, biriktirme, paylaşma, empati kavramları öğretilebilir.
  • Ebeveynler; çocukların istedikleri her şeyi alma ısrarına karşısında pes etmek yerine, onlara, hayallerine ulaşmak için düşünmenin, sorumluluk almanın, çaba sarfetmenin ve bedel ödemenin önemini öğretebilirler.
  • Çocuklarına sus payı veya rüşvet yerine, ödül verebilirler.

Benim okul !

Kategori: Eğitim

7 Eki 2011

Benim Okul, Konak Belediyesi tarafından yaratılan bir online ders izle projesidir. İlköğretim ve lise dengi sınıflar için ders notları, testler barındıran site tamamen ücretsizdir. Bunun için size verilen TC kimlik no ve şifre ile giriş yapmalısınız.  Benimokul kendini ise şu şekilde tanıtıyor :

BENİMOkul ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıflar ile lise 9, 10, 11 ve 12. sınıflardaki öğrencilerimiz için hazırlanmış internet üzerinden ulaşılabilen okul eğitimi ile SBS, YGS ve LYS’ ye hazırlıkta eğitim destek hizmetidir.

BENİMOkul öğrencinin bireysel farklılıkları ve değişik öğrenme tarzları da dikkate alınarak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) eğitim-öğretim programıyla uyumlu olarak hazırlanmış eğitim portalıdır

BENİMOkul ilköğretim içerisinde 6, 7 ve 8. sınıf matematik, sosyal bilgiler, türkçe, fen ve teknoloji derslerinin bilgilerini içerir.

BENİMOkul lise içerisinde 9, 10, 11 ve 12. sınıf derslerinin bilgilerini içerir.

BENİMOkul deki derslerin içerikleri Milli Eğitim Bakanlığı’ nın yayınladığı müfredata uygundur.

BENİMOkul öğrencilerin bireysel farklılıkları ve öğrenme düzeyleri dikkate alınarak çoklu zekâ kuramına uygun olarak hazırlanmıştır.

BENİMOkul ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıflarda programın ön gördüğü şekilde dersler sarmal yapıdadır. Lise 9, 10, 11 ve 12. sınıflarda ise müfredatları Talim Terbiye Kurulu? nca değiştirilen derslerde sarmal yapıdadır.

BENİMOkul evde, okulda, çalışma ihtiyacı duyduğunuz her ortamda zamandan ve mekândan bağımsız kullanım kolaylığı sunar.

BENİMOkul online kullanılan bir ürün olduğu için içerik devamlı zenginleşmekte ve güncellenmektedir.

BENİMOkul alanında uzman öğretmenlerce hazırlanan ders kitapları, konu tarama testleri, soru ve
sınav bankalarından  oluşmaktadır.

BENİMOkul içerisinde uzmanlarımızca hazırlanmış öğrenci ve veliye yönelik rehberlik dokümanları
mevcuttur.

Eğer şifreniz yoksa veya giriş yapamıyorsanız benim okul sitesine benzeyen diğer siteye gitmek için tıklayın ==> Ders izle